26 Mayıs 2010 Çarşamba

77,7

Uyandım;

Antibiyotikli bir sabaha yineden. Evimle ilgili yatağım ve duşum aklımda kalan, evim, "evim" olmaktan iyice uzaklaştı. Prova aldığımız oteller ve sahneler evimmiş gibi. Hastalıktan dolayı oynayamama ve yitirilen özgüven. Dedim ya dün, askerliğe teşne bir hal içindeyim, askerliğin katkısı gibi yine kilo verdim. Hiçbir şey olmasa da kilo vermeme yaradı şu kabare olayı dostlar. Evet rakamı açıklıyorum 77,7. Başladığımda 86 kilo olan ben az önce tartıldığımda 77,7'i gördüm. Göbek gitti, şu iş bitsin plajlarda sergileyeceğim kendimi. Boğazdaki acı yürektekine eşlik etmekte. Geleneksel Olimpos buluşmasına bu sene iştirak edilememekte, off orda olmayı çok isterdim ateş etrafında dötümden şarkılar uydurmayı... Denizim geldi bırakın beni, nolur, dalıp denize nefes almak istiyorum, dalıp denizi dinlemek... bırakın beni noluurrr....

25 Mayıs 2010 Salı

Umurda olmak yada olmamak!

Uyandım;

Ne kadar uyuyabildiysem tabi. Askerlikten zor bir hal içindeyim, gecem gündüzüm yok? Hayatla arama tül perdeler çekip arkasında yaşıyormuş gibi hissediyorum ve hastalık cabası. Üst solunum yollarım kapalı, solunum geçici olarak başka yollardan yapılmakta, nefes alamadıkça kalbimin atışları beynimden duyulmakta. Kimseden bir beklentim yok ama biraz mola ey hayat " bi mola bi mola bir molaya krallığım." Dersten kaçmaya çalışan bir çocuk değilim ki ben, sadece dersini daha iyi yapmak için birazcık dinlenmek isteyen çalışkan koca kafalı bir çocuğum. "Hocam hakan'ın boğazından kan geliyor" "çocuklar, önce dersiniz" Kafası koparılmış şaşkın tavuklar gibi hissediyorum kimi zaman kendimi, ne yaptığımı bilemez haldeyim, bir omuz verenim yok yazık. Yalnızım... Olsun lan yıldızım neticede kendime...
Mutlu Ruhlar diliyorum...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Küçük porsiyonlar halinde sıçıyorum... Dostlar...Tekrar... MERHABA

E artık zamanı gelmişti,
boğazım, parmaklarım kelime kelime, cümle cümle doldu; taşalım mı beraber ey okuyucu. E artık zamanı geldi, dinleyenim yok. Kendi dizlerime döküyorum gözyaşlarımı, zaman haykırma zamanıdır usul usul kinlenelim hüsranlara, kaybedişlere, gidişlere, terk edişlere... Gamzem, özledim seni... Gamzem, yoruldum ben... Gamzem, seni hangi çekmeceye koyduğumu unuttum. E zamanı gelmişti zaten, kalemle gamzeler çizeceğim yanaklarıma, yanaklarınıza... Isparta'dan gül, Amasya'dan elma kokuları getireceğim, biraz körfez biraz boğaz... Çünkü zamanı gelmişti, buraya yazmasam başka yere kusacaktım. Düşmanlarım zil takıp oynasınlar ama kursaklarında bırakacağım, benle oyun olmaz!.. Mızıkçıyımdır ben, hile yapmam çirkefleşmem ama, gerçekten, mızıkçıyımdır ben. Akşam ezanını beklemem eğer istemezsem, ikindiden dönerim eve. Kendi kendimi kuytularda döverim. Neyse ey okuyucu; mayhoş bir hal içindeyim. Tek çarem işte bu kara sayfalar, imdat işliyorum her sözüme, derman ise selamınız bir verin şu garibe...
Velhasıl kelam; artık zamanı gelmişti ve başka çarem yoktu...
Hepinize tekrar MERHABA!!!

Uyandım...