Uyandım;
Buna uyanmak denirse tabi, yatağın içinden çıktığımda saatler 14:23'ü gösteriyordu. İçimden derin bir yuh çektim bende pek sevgili okuyucu. Kalkıp su içtim, su içmek iç organları uyandırıyor diye okumuştum. Ben uyanınca tek bir organ uyanık oluyor her nedense. Diğerlerinide uyandırmak için verdim suyun gözüne. Sabah ereksiyonu ile ilgi etraflıca konuşuruz başka bi sabah ;)
Aslında bugün ki yazımın ana konusu, bloğumu kimsenin takip etmiyor olması üzerine olacaktı. Zira ne izleyenim var nede bir bloğuma yorum yazanım.
Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız diyerekten rakıma su ilave ederken çok eski ve değerli bir dosttan da beriyanın mail'i ile çok mutlu oldum. Sonra canonun yapamadığım kurabiyeyi yaptığına dair facebooktan attığı mesajla iyicene kendime geldim. Demek ki neymiş? Suya yazmıyormuşuz. Halbuki yazmaktan vazgeçmek üzereydim.
Bugünümü bozulan şeylerimi tamir etmekle, ev yapmımı makarna yapmakla ve belgesel

izlemekle geçti. Biliyor musunuz, Hong Kong'ta tuvaletler ve şehir içi telefon görüşmeleri ücretsizmiş. Bizde böyle olsa ne olur diye düşünürken, eğer bizde olsa ne olur diye düşündükçe bizde asla böyle olmaz sonucuna ulaştım. Umarım bizim insanımızda insanına bu kadar değer verir bir gün.
Benim doğduğum yer köydü sevgili okuyucu, ben bizden başkasını görmedim çocukken. Öteki diye bir şey görmedim hiçbir zaman çocukluğumda. Annem muhacir babam yörüktü. Ötekide berikide bendim özünde. Sonra birçok öteki gördüm, benim dostum sevgilim kardeşim oldu hepsi. Biraz ben onlar oldum birazda onlar ben. Şimdi biraz sünniyim ben biraz alevi, biraz kürdüm biraz çerkez, biraz yahudiyim biraz ateist, biraz cimbomluyum biraz fenerli. Benim doyduğum yer dünya şimdi sevgili okuyucu, bana bizden başkası var diyip duruyorlar, halbuki herkes biraz ben, ben biraz herkes. Aslında kocaman bir biz olmuşuz ne güzel! Oysa her ayrılıktan nemalanıyor birileri, ayrılıktan karnını doyuruyor nice pezemenkler. Benim kankam kardeşim sevdiğim dostumsunuz oğlum ne derse desin umurumda değil eller! Kalleşler!!!

İlk ev makarnamı yapmış bulunmaktayım. Dostum var ya müthiş bir şey! Wilco'nun karavanında seyretmiştim aylar önce, adam karavanında hamur karıp kendi makarnasını yapmıştı. Portakal kabuğu eklemişti, bak ben bunu unuttum. Gelecek sefer unutmamak gerek. çamaşırlığada hamuru asınca sizinde aklınıza ipe un sermek fiili geldi mi?
Kayahan'ın sarı şekerim parçasında şöyle bir yer var dikkat ettiniz mi?
Sarı şekerim
kalbine girerim
Seni mahvederim
Sarı şekerim
Hadi bize gidelim
Bana şekerini ver
Hadi bize gidelim bana şekerini ver ne demek ya? Şş ne ayaksın sen Kayo? İnceden mesajlarla gencecik beyinlerimizi böyle kirletmen ayıp değil mi ? :) "Evet"i hatırlayanlar bilir Göksel'in Arka bahçem şarkısı içinde bu tip sorgulamalar yapmıştık orada da, ne diyordu Göksel hatırlayalım...
...
ben sana gel demedikçe dur bekle
zamanı var bu heyecan büyüsün iyice
seher vakti bir telaş var,
arka bahçemde
misafire hazırlık var,
sırça köşkümde
Böyle göndermeli değil, Şebnem'in "ben şarkımı söylerken"indeki gibi dobra olmasını istiyorum herkesin;
İçine girdiğin küçük kaygan deliği
Yeni ve büyük bir dünya mı sandın ?
İstersen bir aynayla yardım edeyim ama umursamazsın...
Bir gün daha bitti sevgili okuyucu. Sessiz, edilgen ve tevekküle uyuyacağım az sonra. Siz hepiniz bir yerlerde benim biryerimdesiniz. Hepinize tatlı rüyalar, kırmızı dudaklar!