11 Kasım 2010 Perşembe

Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım


Uyandım;

Uyanmamak istesem de uyandım. Uyumaktan yorularak uyandım yine. Vücudunun, yer çekimiyle verdiği savaşı kaybettin mi hiç? Ben ettim defalarca. Ruhum hasta kimse bilmez, bedenim hasta kimse bilmez. Artık elmayı* sevmiyorum, elmanın beni sevip sevmemesi skimde bile değil ama, elma yemeyi seviyorum, evet elma yemeyi hala seviyorum. Kaçak bir şişe viski bulmak lazım şimdi, kaçak olacak ve yağmur yağacak, saçak altında saklanıp içicem onu. İçicez demiyorum bak, dikkat ettin mi? Ne kadar yalnız fiillerim. Bir erotik shop'un kapısını çalarken ki heyecanı duyuyorum artık hatrıma geldiğinde. Enteresan bir heyecandır ha! Kapıyı açan daha heyecanlıdır kimi zaman. Bilmezsin. Neyse çok önemli değil zaten, biz ikimiz iki rayı gibiyiz bir tren yolunun yakın olması neyi değiştirir son istasyonun** Yârimmm. Uyandım, evet yalnız, kimse yoktu yine gözlerimi açtığımda. Evet yalan söyledim size zaman zaman, evet ama kötülüğümden değil! Seviyorum lan sizi, zalim değilim işte haram değilim sarhoş değilim, olamıyorum. Kendimi de içeride bırakıp, kapıyı çarpıp gitmek istiyorum... Gidemiyorum. Hadi kalk biraz peynir getir, ezine peyniri olsun ama, biraz da hellim peyniri kızart gel. Rakı koy, sende iç ama. Müzeyyen Senar çalsın radyoda, hep Müzeyyen Senar çalsın radyoda. En güzel günlerini demek bensiz yaşadın diye sitem edelim sana. Hep rakı içelim ama hiç bitmesin. Yârimmm... Yâremmm...

* Nazım Hikmet, Tahir ile Zühre
** Sunay Akın