İlk müzüümüz, coldplay'den geliyor. Grubu şu şekil tanıtayım size, geçen sene güz dönemi. İşlerimden dolayı yabancı müzik kültürü yüksek bir kitleyle haşırneşir içindeyim, lakin bir türlü sohbete giremiyorum. Benim konuya giriş noktam hep "bu İbrahim Tatlısesle Yılduz Tilbe feati ne güzel olmuş hacım kim bu gözlerindeki yabancıııı" şeklinde oluyor ve meclisin gözlerinde gittikçe yabancılaşıyor, yabancılaşıyor yabancılaşıyordum...
Bir akşam serinliğinde, sırf yabancı müzikten anlıyor diye, Deniz'in masasına sokulup "merhaba" dedim. Hayırdır dedi, dedim deniz sen şu işi bana bir öğret,yabancı müzik gurusu olmak istiyorum, entel dantel kocaman kemik gözlük kareli etek giyen hatunlarla bende sevişmek ve bunun için bende sohbet etmek istiyorum dedim. Usta hemen dostluğumuza binayen şifreyi verdi. Coldplay, "hacım hatunlar bu gruba hasta" dedi. E dedim anlat biraz kimdir nedir? Radyohead benzeri bi grup ama özellikle hatunlar arasında çok tutuluyo dedi. Dedim eyvalla bu iyiliğini hiç unutmıcam dedim uzadım yanından.
Gel zaman git zaman, yine böyle bir meclis toplandı cihangirdeki ofiste, bende sinsice yabancı müzik konusunu beklemedeyim, sol anahtarını görsem hemen atlıcam konuya, genel kültürüme o kadar güveniyorum 500milyarı istiyorum. Derken ilk müzik albüm laflarında, hemen daldım sohbete, hiç alakasız bir yerden, "ya bu coldplay'de amma radyohead çakması ya" dedim. Kısa bir sessizlik oldu, sağ olsun arkadaşlar ben yokmuşum gibi sohbete devam ettiler ve bu konu bir daha hiç açılmadı. O anda beynimde bu şarkı yanlıkanıyordu, don't panic be hakanım we are in a beatiful world diyordu solit Chris Martin.
Martinime bir zeytin daha atıp iyice karıştırdım, bir yudum alıp sessizce pencereden dışarı baktım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder