Bin bir türlü rüyalardan. Uçtum mesela birinde, daha öncede uçmuştum ama bu seferki daha bir farklıydı. İliklerime kadar hissettiğim bir deneyimdi bu uçuşum. Öyle kanatları takıp gökyüzünde süzülmek değil, filmlerdeki gibi değil, çok gerçek bir şeydi. Rüyada da olsa insan bir kez olsun denemeli.

Sahip olduğum her şeyin bir beyazı birde siyahı olsun istiyorum. Tişörtümün, ayakkabımın, arabamın, şapkamın, bilgisayarımın, telefonumun, saatimin, sevgilimin... upss. :) ileri gittim biraz. Yok yok, öteyanım tek renk kalsın. Ben onun beyazı olurum yuvarlanır gideriz, o biraz ben olur ben biraz o. Yang'ınım ben senin Yin'im. :) Seni var ya seni ben yirim ulan yirim.
Kubilay QB Tuçer'in Sihirbazlık gösterisine gittim. Çokta eğlendim efendim. Bir salı akşamınızı eğlenceli kılmak için kaçırılmayacak fırsat tavsiye ederim. Burdan bilgi alabilirsiniz.

Öteyanımla ortaköy'e gittik, Saatlerimizi trafikte harcadık, şöyle turladık geldik. Hiç bişi yapmadan bir gün daha geçirdik. Ama sonunda ne dedik? "hiçbir şey yapmadan ne kadar çok eğleniyorum seninle" dedik. Şükür ki öyle!
Annem biri siyah biri siyahlımorlu iki çarşaf takımı gönderdi. Ne kadar da yakıştı, ne kadar çok sevdim onun içinde uyumayı ben bilseniz. Teşekkürler anneşimmm benimm...
Taksimde kitapçıda gezerken ki çok severim bunu yapmayı, elime Nazımın bir şiir kitabını alıp rastgele bir sayfasını çevirip şu şiiri okudum sevgili okur;
KARIMA MEKTUP
11-11-1933
Bursa
Hapishanesi
Bir tanem!
Son mektubunda:
'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
'Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
'yaşıyamam! '
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!
Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
Nazım hikmet
Bursa
Hapishanesi
Bir tanem!
Son mektubunda:
'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
'Seni asarlarsa seni kaybedersem;
diyorsun;
'yaşıyamam! '
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgilim;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazıma!
Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim:
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
Nazım hikmet
Hadi kaçtım, daha çok yazmak için daha çok yaşayım ben...
Saygı ve sevgilerimle HAKAN DURAN
Gecenin kör bi vaktinde çok severek okuduğum kitabımı da bitirmiş olmanın üzünüsüyle internette dolanırken, karşılaştım blogunla Abicim, ne de iyi etmişim :)
YanıtlaSilMahsar Alanson eşliğinde, bir Nazım Hikmet şiiriyle günü uğurlamak... Güzel bir final oldu benim için :) Rüyana, aklına, kalemine sağlık..
Teşekkürler Arzucum, canım benim, bilakis okunarak ben mutlu oldum :)
YanıtlaSil