
Uyandım,
Yalnız, Öteyansız İstanbul'da. Halbuki kaç gün oldu gideli, tadı tuzu yok İstanbul'un şimdi. Saatlerce güle oynaya gezdiğimiz carfeur'un içinde bile boynum bükük olaştım. "jelibon"ların olduğu reyona giremedim. Otopark'a giderken güvenlikçi kız acıdı halime, dedi hayırdır? Dedim sorma. Dur dedi iş çıkışı konuşuruz, dedim olur atladık bana gittik. Yalnız içmek zorunda kalmadım sağ olsun öteyanımın gidişine. Dedi sıcakmış eviniz, dedim çıkar canım üstündekileri.... ufff tamam, bükük boyunla eve geldim, yalnız... Güvenlikçi de erkekti zaten :) dedi neyin var, dedim sana ne? Dur dedi şu arkada bir oda var orda konuşuruz, dedim olur atladık gittik odaya, dedim sıcakmış odanız, dedi çıkar üstündekileri.... Ya tamam sevgili okuyucu sağ üsteki o çarpı işaretine tıklayıp terketme sende beni ötekiler gibi...
Ha özledim mi öteyanımı? Hemide nasıl? Bir hafta dolmadan gidicem yanına bu gidişle...
Radikal kararlar arefesindeyim sevgili okuyucu, bakalım bakalım ne olacak. Gerçi çoktandır tanıyorsan beni bilirsin ben arada bir böyle kararlar alırım. Genelde de yapmam. Bazende yaparım. Neyse netleşsin senle de paylaşırım, zaten kimim var ki bir sen bir o bide öteki...
İki türlü insan vardır can okuyucu, biri kavga eder ve her ortamda kavga ettiğinin lafını açar, onu kötüler durur. Birde diğeri vardır can okuyucu, o konuşmaz diğeriyle ilgili mümkünse konuşturmaz laf ettirmez bile. Adı, muhabbeti geçince susar, ses etmez. Ben o ikinciyi severim dost, benim neznimde o haklıdır sualsiz.
(Yazıya burda bi kaç gün mola vermiştim :)
Ne zamandır yazamadım bloğa, nerelere gittim hangi kararlardan döndüm bilseniz. Bir dönüm noktasına geldim, öteyanın gidişi közüme çomak sokup alevlendirdi beni. Köklerime indim ben yapraklarımda dolandım. Yalnız kaldım nice zamandır ilk, yalnızım derdim evvelinde ey okuyucu ben yalnızlık nedir bilememişim, görmemişim. Zamanında İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum dediğim Derviş'in babası Musa amaca öylesine içten git demişti ki, o an topuklarım götüme deye deye koşacaktım İstanbul'a şimdi öyle değil ama %40 Antalyalı %35İstanbullu %25Denizlili artık bu bünye ne biryere ait, ne biryer ona. Ne birine ait nede biri ona. Hızlı bir kalp çarpıntısı dünüm, uzun uzun çaldırıyordu hayat açmadım, telesekretere düştü nefesim. Gelecek ne gösterecek bakalım, hep birlikte görücez..
söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün
Atilla İlhan
hakanım yine yazmışsın yani:) şu güvenlik görevlisine rağmen sevdim yazını.. ama üzüldüm birazda.. gitmmeee.. istanbuldan sonra sana heryer dar gelir kuzum haberin olsun!
YanıtlaSil