Ne kadar eğlendiğimi sanırım soldaki fotoğraf özetliyor aslında di mi pampidovskilerim.
Evet bayram tatili için Antalya'daydım. Bir buçuk aylık Denizli sürgününden sonra bu nefis tatil için tüm dostlarıma ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız be.
Şimdi bu güzel günleri unutmamak için yazıyorum, kendim için yazıyorum yani.

Erkancanımın hadi gel demesiyle sabahın 5'inde çıktım cumartesi sabahı Antalya yoluna. Sabah sabah eski dostları gördükten sonra Erkan'lara yerleştim. Kendi evim olsa bile, gittiğimde birçok seçenekten dolayı nerede kalacağımı şaşırdığım şehir, seviyorum seni. Ve sonra ballandıra ballandıra anlattığı Hava limanının yanındaki petrol ofisininde bulunan SEDİR'e gittik. Methiyeler düzdüğü 'bıçakarası'ndan önce ismini tam hatırlayamadığım bu yüzden tavuklu tarhana çorbası dediğim çorbadan içtik. Akabinde dillere destan bıçak süzülerek geldi masamıza. Bahsedildiği kadar var dostlar. Kaçmaz yani.Sonra Hasan'ımın yanına gittik. Klimasının altında mis gibi çayımızıda içtik. Onu orda bırakıp Terracitiy'e geçtik. Camper'dan Erdem'i Zara'dan Evreni alıp önce wingstop sonra'da midpoint'e geçtik. Lara bölgesindeki bu alışveriş merkezi bölgede yaşayan rus yöresinden güzelliklerle şenlenmiş resmen. Hepsi birbirinden güzel olmak için yarışıyor ve biz bir türlü sonuca ulaşamıyoruz. Jüri üyeleri olarak en kötüsü için ortak kararımız, "verse hayır demeyiz."
Midpoint'te rusya'ya gönlümüzden "Turkey, twenty point!" verirken, İstanbul'da Ufuklada favorimiz olan icecrash yerken buldum elbette kendimi. Erkan'ın italyan suflesinden tattımsada ,ki karamelli falan cık sevmedim, bildiğim sevdiğim şeyden şaşmadım.
Akşam, yani artık sokaktaki güzellikleri göremez olunca Antalya'da cumartesi geceleri toplaştığımız yere, Jungle'a gittik. Bilenler bilir ekiden limandaki King'te toplanırdık ama eski tadı kalmadığı için ve limana inip çıkmak için çok yaşlandığımızdan Jungle en sevdiğimiz yer olmuş, ve tabi ki sahibi Şenol'lada muhabbet ayrıca doğaçlama tiyatro yaptığıız yer olmasıda etkili tabi. Neyse bir fırsat bulup Erkan Erdem ve Çiğdemle dönerciler çarşısında uyukuluk yemeye gittik. Döndüğümüzde is masamız oldukça kalabalıklaşmıştı. Jungle'ın kapısında Erkan'ın Nuri'ye artık bir sevgilisinin olduğunu itiraf etmesi ve Nuri'nin gelişine "nasıl yani böyle memeli falan mı?" demesi, evet Antalya'dayım ve tıpkı eskisi gibi herşey dememe yetti.
Gece sonunda herkesi hangi kafayla denize girmeyi ikna ettiğimi hatırlamıyorum ama slip donla konyaaltında denize ilk koşanın ben olduğum çok net. Nuri, Hasan, Ersin, Erkan ve ben donlarla denize girdik ve bir alt kuşağımızın gözünde amele olmaktan hiç çekinmedik. (Konuyla ilgili fotoğraflar geleceğime dair kaygılarım ve sizin göz zevkiniz için itinayla silindi!) Eğer aklınızda kaldıysa söyliyim, hayır deve güreşi yapmadık, istedik ama yapamadık, zira hiçbirimiz altında donuyla bir diğerini omuzuna almak istemedi. :)
Gece donla ve hafif alkollü denize girmek çok güzel, içimdeki amele bırakma beni hiç!
Gece erkanla bir çorbacıda bitti sabaha karşı, ama antalya bitmedi daha yeni başlıyordu. Bu sadece ilk günümdü ve fotoğraflarla sürecek...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder