Uyandım;

14:00'ı geçmiştim yine, bravo bana! Ayıp bana. Daha evvelde belirttiğim gibi memnun değilim bu durumdan. Öyle özene özene bakıp salyalarınızı akıtmayın, zira o saatte uyandığınızda salyalarınız akmış kendinizi bok gibi hisseder bir durumda buluyorsunuz. Üstelik bir günü daha kaçırmışlık da cabası. Ne kadar bitkin olduğunuzu da tarif edemem. Kan dolaşımınız durmak üzere oluyor bitkinlikten bitiyorsunuz. Bunun için yaptığım küçük çaplı bir araştırma sonucu Doğa'ın Active çayıyla karşılaştım geçenlerde markette. Nasıl mutlu olduk, hemen sepetime atladı. İçindeki ginseg ile enerji verip bitkinliğinizi alan bitki çayımız bazen duvarlara tırmandıracak kadar abartıyor. Kutusunda dünyayı kaldıran Atlas resmi olan çay, iddiasında hayli ciddi görünüyor. Dostlarıma tavsiye ederim... ;)
Yılbaşı geliyor ama en ufak bir planım veya hevesim yok. Ne yapsak, ne yapsak?
Biraz da kıskanmaktan bahsetmek istiyorum bugün sevgili okur. Ama sevgiliyi kıskanmaktan bahsedelim istiyorum. Kıskanmalı elbette insan, ama sevdiğini sıkmamalı bununla. Onu sıkacak kadar kıskanırsan güvenmiyorsun demektir ona, demem o ki kıskanmak sevdiğinin başkasını sevebileceğini düşünmektir. Eğer sevecekse bırak varsın gitsin yoluna zaten. Zaman gelip sevdiğini öyle kıskanırsan bil ki sorun vardır. Ha kıskandığında sevdiğine değil başka insanlara güvenmediğin için kıskanıyorsan, kıskan belli etme sevdiğine, yorma onu. Tatlı tatlı kıskan, sık onun suyunu sevgine karıştır lıkır lıkır iç.
Sevgili okuyucum bu günde size bir "besame mucho" armağan edeyim gece gündüz evimde arabamda tekrar tekrar dinlediğim bu parça umarım sizin de ruhunuza iyi gelir! Bir Dave Brubeck yorumu;
Birde şiir gelsin be Nazım'dan;
...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
ARTIK SENİNLE BİZ DÜŞMAN BİLE DEĞİLİZ!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder