Dün geceden kalma rakı kürünün dayanılmaz hafifliği ile... Ağzıma sıçan tavukta cumartesi gecesinin ateşine kapılmış kızarmış alkollü bir tavuk olarak ağzımı tam denk getirememiş. Ağzıma yüzüme...
Herkes her ortamı sevecek diye bir şey yok ama ısınamadığın ortamdan müsaade isteyip uzamak gibi yada insanlara gülümseyerek hanım hanımcık oturmak gibi şanslarınız vardır. Be güzel kardeşim zaten keyif için gitmişiz oraya ne diye keyfimize zehr ediyorsun? Etme! Duydum ki muhabbetimizin içine sıçmaya meyl ediyorsun, Etme! Bir köşeye sıkışıp her şakaya ağzını yüzünü yımıktıranın ağzına yüzüne çarpasım geliyor, bu böyle biline!!! (ki bu zatın, kız olması yada kadın zırnık umurumda değil!!!)
Dün gece masamızı şereflendiren, Asmalı mescit hakkında küfürlerle karışık keyifli bir sohbetle bizi mutlu eden Uğur abiye selam olsun! Kendisinin de dediği gibi, du bi mnakoyim ya!
Dün fırınımla ilk deneyi mi gerçekleştirdim ey okuyucu, şunu yaptım. Yada yapamadım demeliyiz galiba. Çünkü pişerken "aman tanrım yaşıyor bu" diye bir çığlık atmama neden oldu. Üstelik birazcık yaktım.
Sonra yanık manık, akşam molasına sevgilime götürdüm birde havuç, portakal ve elma sıktım yanına, götürdüm arabada yedik :) gülümsedi. O gülümsemeyi tekrar görmek için bugünde poğaça yaptım birde termosta kahve, iş çıkısında yedik içtik arabada, yine gülümsedi. Sonra çantasından hediyesini çıkardı. Öteyanım benimmm...Poğaçalar işte burda :)

Ama yaş mayayla yapmak lazım, kuru mayayla sert oluyor biraz. Birde şu günlerin kısalması ne fena, saat dörtte hava karanlık olur mu ya? Aslında ver elini Arjantin de neyse...
Günün, ruhun kadar güzel olsun okuyucu, saygıyla öptüm!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder